|
Feoktist
2010-08-09
|
îòçûâ
â èíåòå íà ıòó òåìó ñàéòîâ íåìàëî, âàø íàèáîëåå èíòåğåñíûé. ìîëîäöû.
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Iya
2010-08-09
|
îòçûâ
âàì íå ìåøàëî áû ïîäíÿòüñÿ â ïîèêîâèêàõ, àæ íà 5é ñòğàíèöå âàø ñàéò íàøåë.
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Elena
2010-08-09
|
îòçûâ
Ñîâåòóş íàéòè ğåêëàìîäàòåëåé íà ñàéò, òåìà àêòóëüíàÿ. Äóìàş ìîæíî ëåãêî íàéòè.
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Axel
2010-08-09
|
îòçûâ
Âñå ñóïåğ!!!!! Ïîáîëüøå îáíîâëÿéòå è ïîïîëíÿéòå. ÓÄÀ×È!!!!
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Izolda
2010-08-05
|
îòçûâ
ğàçìåñòèë íà ñâîåì íàğîäîâñêîì ñàéòå ññûëêó íà ıòîò ïîñò. äóìàş, ìíîãèì áóäåò èíòåğåñíî!
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Andron
2010-08-05
|
îòçûâ
àâòîğ, ìîæíî âàøó rss ëåíòó íà ñâîé ñàéò äîáàâèòü?
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Iliya
2010-08-05
|
îòçûâ
ğåøèë ïîìî÷ü è ğàçîñëàë ïîñò â ñîö. çàêëàäêè. íàäåşñü ïîäíèìåòñÿ ïîïóëÿğíîñòü.
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Inga
2010-08-05
|
îòçûâ
âñå, âûõîæó 15 ìàÿ çàìóæ. ïîçäğàâüòå ìåíÿ! çàõîäèòü òåïåğü ê âàì ğåäêî áóäó.
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Mehmet İNCİ
2010-01-06
|
BİR ZAMANLAR BÜRNÜK KÖYÜNDE
.....Atlarla veya katırlarla "bolbolcu"lar gelirdi. Bolbolcuların geldiği gün köy çocuklarının bayramı olurdu. Bolbolcular o günlerin seyyar bakkalıydı. Halkın ufak - tefek ihtiyaçlarını giderirlerdi. Ta ki köy çocukları, hayatlarında leblebiyi ilk defa bolbolcularda görmüşlerdir. Yanlarında zamanına göre basit oyuncaklar getirir, çocuklara yumurta karşılığında satış yaparladı. Köy halkından eskimiş naylon ayakkabı veya eskimiş yün çorap gibi şeyler alırlardı.
.....Çadırlarını köyün kenar yerlerine kuran "elekçiler" vardı. Elekçiler ekseriyetle yaz mevsimlerinde gelir, köylünün hasat mevsiminde kullanacağı "kalbur" ve "gözer" gibi buğday ve arpa ayırımı işlerinde kullanılan el aletlerinin tamirini yaparlardı. Nadir de olsa köy halkının ihtiyacı olan binek ve nakliye aracı "tek tırnaklı" hayvanların satışını yaparlardı. Elekçiler'in köyde kaldıkları süre içersinde mutlaka köy halkının tavuk, kaz, veya hindilerinden kayıplar olurdu.
.....Köy halkının her türlü ev işlerinde kullandıkları bakır kapları kalaylayan "kalaycılar" gelirdi. Kalaycılar Köy Odasının uygun bir yerine ocaklarını kurar, ateşte erittikleri kalay ile halkın bakır kaplarına kalay kaparlardı. Bir mahallenin kalaylanacak bakır kapları bitmeden başka bir köye gitmezlerdi.
http://burnukkoyukarabuk.blogspot.com/
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
Mehmet İNCİ
2009-12-10
|
BİR ZAMANLAR BÜRNÜK KÖYÜ
.....1340 Rumi doğumlu babaannem Sare İNCİ' anlatır. " Şimdiki İl Merkezi olan Karabük henüz ondört hanelik bir köy iken, bölge insanları gibi köylülerimiz de bütün alış-verişlerini Safranboludan yaparlardı. Safranbolu tüm o yörenin ticaret merkeziydi. Akşamdan hazırladıkları arpa ve buğdayları , sabah ezanları okunmadan merkeplere ve katırlara sarar, ellerinde aydınlatma aracı olarak çıra , Elikler Mahallesi ile Aşçıoğlu Mahallesi arasındaki Kabaçam Mevkiini izleyerek erkenden Safranboluya varırlardı. Burada alış-verişlerini yapan köy halkımız , aldıkları ihtiyaç maddelerini yine yol arkadaşları olan hayvanlara sarıp tekrar aynı güzergahtan köyün yolunu tutar, yatsı namazı vakti köye ulaşırlardı"
.....Bürnük Köyümüzün Merkez Mahallesi olan Hocalar (Kemikler) Mahallesinin Cevizlik Mevkiinde Panayır kurulurdu. Tüm çevre köy halkı çoluk-çocuğuyla katılırdı. Panayırlar tam bir bayram havası içersinde geçerdi. Genelde yöresel kasaplar büyük ve küçükbaş hayvan keserler, köylü halkı da buradan kışlık et ve kıyma ihtiyaçlarını karşılarlardı. Bunun yanı sıra canlı hayvan satışları da olurdu. Kimi esnaflarımız giyim-kuşam getirir, bunları köylü halkımızın istifasına sunarlardı. Nadirde olsa az sayıda gelen oyuncakcılar köylü çocuklarının sevincine sevinç katardı. Bazen de Bürnük Köyü halkı komşu köylerin panayırlarına katılırdı.
.....Tarlalar karasabanlarla sürülür, kağnılarla saplar(ekinler) harmanlara taşınır, yine öküzlerle çekilen düven ile saplar ezilir ve yaba adı verilen ahşap aletle tınar (sap ile tanelerinin ayırımı) savrulurdu.
.....Demir Çelik Karabük İşletmelerinin Servisi köyümüze günde üç (3) sefer yapardı. 08:00/16:00 servisleri çift yapılırdı. Son Durak olan Safranbolu'nun Çavuşlar Köyüne kadar 08:00/16:00 servisinde fabrika personeli ayakta giderdi. Öyleki Çavuşlar Köyü Köprübaşı Mahallesindeki işçi personeller, Yazıcılar Mahallesine kadar yayan gelirler ve buradan servise binerlerdi.
.....Bürnük Köyü İlkokulunda sabahlı - öğlenli eğitim görülürdü. Öğrenciler soğuğa ve kara kışa aldırmadan okula yayan giderler ve hatta o soğuk kış günlerinde Elikler Mahallesindeki öğrenciler eğitimlerini hiç aksatmazlardı. Bahar mevsimlerinde komşu köylerin okullarıyla anlaşıp "Ulupınara" pikniğe gidilirdi.
.....Araziler, tarlalar, bağlar, bahçeler ve yollar insan seliyle dolar taşardı. Tüm köy halkımız yaşlısıyla , genciyle, çoluğuyla ve çocuğuyla tarlalarında ve bahçelerinde toprakla uğraşarak geçimini sağlardı. Toprak köylünün en aziz dostuydu. Yollardan geçen köy halkı, toprakla güreşen insanlara "kolay gelsin"derdi. Ve böylece zor işlerden dolayı yorgun düşmüş halkımızın yorgunluğu biraz olsun giderilmiş olurdu.
.....Uzun kış geceleri Köy Odalarında yaşlısı-genciyle çay sohbetleri yapılırdı. Ortada yanan kocaman odun sobasının etrafını saran köy halkı, soğuktan kızarmış ellerini ve yüzlerini oğuşturarak ısıtmaya çalışırdı. Bu sohbetlerde "körebe", "yüzük" gibi çeşitli oyunlar oynanır, hızını alamayan köy gençleri köy odasında futbol oynamaya kalkışınca odanın camları aşağıya iner ve içlerinden durumu iyi olan bir büyük ise hemen kırılan camların ölçüsünü alıp yeni camları taktırırdı.
.....İçme ve kullanma suları köy çeşmelerinden karşılanırdı. Köy halkı hep beraber çeşmelere gider, doldurdukları su kaplarını yine hep beraber evlere taşırdı. Çeşmeye su doldurmaya gidecek olan genç köylü kızı mutlaka yanına bir arkadaşını alırdı. Yanında arkadaşı olmayan genç köylü kızı, tek başına çeşmeye suya gitmezdi.
.....Komşu köylerdeki düğün, dernek, mevlit ve cenazelere hep beraber yaya olarak gidilirdi. Kesinlikle uzaklığında ve havanın sıcak veya soğuk oluşundan şikayet edilmezdi. Bir gün gün öncesinden gidilecek saat kararlaştırılır, o saat geldiğinde köy halkı hep beraber yola koyulurdu.
.....Uzun kış gecelerinde genç kızlarımız, gaz lambalarının ışığı altında çeyizlerini hazırlar,yaşlı ninelerimiz ve babaannelerimiz, yaz mevsiminden toplanmış fasulyeleri kurumuş kabuklarından ayırırdı. Tüm bunlar olurken uygun bir yerde sabit duran gaz lambasının ışığı, odada çalışan köylülerimizin üzerlerine vurup, gölgeleri beyaz badanalı duvarlara nüksederken, çocuklar sanki gölge oyunu izlermiş gibi mutluluk içersin neşelenirlerdi.
.....Ramazan ve Kurban Bayranları dört gün boyunca dolu-dolu yaşanırdı. Yedi mahallemizin altısında (Elikler Mahallesi hariç ) bayram yemekleri yenir, yaşlısıyla genciyle , köylüsüyle gurbetcisiyle sevinç içersinde sonuçlanırdı. Bazen de güreşler yapılır, güreşe merakı olanlar, kendilerini harmanların yeşil çimenlerine atardı.
..... Bazı mahallelerde yöresel kasaplar vardı. Komşulardan aldıkları büyükbaş hayvanları köyün merkezi bir yerinde keserlerdi. Etleri de köy meydanlarında mevcut olan dut ağaçlarına asarlardı. Köy halkı da bu mahalli kasapların kestiklerinden ihtiyaçlarını giderirlerdi.
.....Yine uzun kış gecelerinde uzak - yakın komşular, ellerinde gaz yağıyla yanan fenerlerle birbirlerine oturmaya giderlerdi. Bu misafirlikte mısırlar patlatılır, çaylar içilirdi. Bazen de yöresel olarak ifade edilen "bandurma (bandırma )'lar yenirdi. Bandurmalar ekseriyetle kümes hayvanı olan kaz'ların yağından yapılırdı.
.....Yağmurların yağmadığı veya az yağdığı halde tarlada ve bahçedeki ürünlerin iyice yetişemediği zamanlarda, çevre köylülerle birlik ve beraberlik içersinde, bölgemiz için çok kuvvetli öneme haiz olan "Ulupınarda" Yağmur Duası yapılırdı.
.....Çocuk sahibi genç kadınlar, hazır bezler icat olmazdan evvel, bebelerinde kullandıkları yıkanabilir bezleri, kendilerinden daha büyük köylü kadınların kazanlar kaynatarak çamaşır yıkadıkları "çamaşırlıkta" yıkamaları ne mümkün!.. Genç anneler, o kara kış gününde, o soğuk suyun şiddetine meydan okurcasına , dışarıda , hemde akan suyun ayağında ancak yıkayabilirlerdi bebelerinin bezlerini. İşte tabiki "Cennet annelerin ayağı altındadır". Anneciğim rabbim senden razı olsun. Seni cennetine koysun..(amin)
.....Köyümüzün Yazıcılar Mahallesinde "Yılancık Ocağı" vardı. Hastahanelerde derdine derman bulamayan vatandaşlarımız "Yılancık Ocağına" yıkanmaya gelirlerdi. "Kadı" namıyla bilinen rahmetli Yakup ARMUTÇU ve eşi ( Kadı Karısı), gelen misafirleri ellerinde mevcut olan yılan kafası ve buna benzer şeylerle yıkarlardı. Yaz mevsiminin yaşandığı günlerde tüm köy halkı gibi rahmetli Yakup amca ve eşi de bahçeye çalışmaya gittiklerinden gelen hasta misafirler,yolu uzak olan bahçeden acele gelmeleri için mahalle çocuklarından çağırmalarını rica ederlerdi. Bazen de çocuklara bahçeye gidip çağırmalarına karşılık harçlık verirlerdi. O zamanın parasıyla her ne kadar verirlerse de mahalle çocukları o kadar mutlu olurlardı ki.
.....Yazıcılar Mahallemizde Nalbantoğlu Halil Efendi (Halil ÇOLAK) nalbantçılık yapardı. Bürnük Köyü ile çevre köy sakinlerinin sahip oldukları at, eşek ,katır ve bazen de koşum öküzlerinin ayaklarına nal çakardı. Namı her tarafta meşhur olmuştu. Halil Efendiden sonra çocukları birazcık devam ettirdilerse de, onların da şehire yerleşmeleri sonucu, köylünün işi görülsün babından komşuları Mustafa YAVUZ devam ettirmektedir. Zaten nal çakılacak pek pazla hayvan da kalmış değil.
Editörün Notu: Yaşımın yettiği, aklımın erdiği kadarıyla bilebildiğim ve hatırlayabildiklerimi nostalji babında yazmaya çalıştım. Şayet sizin de bildikleriniz, hatırladıklarınız varsa lütfen iletmenizi istirham ediyorum.
mehmetinci78@hotmail.com
Mehmet İNCİ
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|